italyanca türkçe çeviri : pier paolo pasolini / şiirler
L'usignolo della Chiesa Cattolica
(1943-1949)
ALBA
O petto destato
dal nuovo giorno!
O letto tiepido
bagnato di lacrime!
Un'altra luce
mi desta a piangere
i giorni che volano
via come le ombre.
Diari 1943-1953
Dal diario (1945-1947)
Le nuvole si sprofondano lucide
dentro le pozzi roventi d'azzurro
e i rami si perdono nel sole.
Questo è il tempo in cui rido, in cui piango,
questo è il tempo in cui attendo la grazia,
questo è il tempo in cui sono felice,
questo è il tempo in cui vago pei campi,
questo è il tempo in cui guardo i cieli…
(Io ho gridato? E non si spegne l'eco?
e il mio grido non è più lontano
delle nubi? Non potevo soffocare
la mia gioia ingenua, intrattenuta?)
Appendice Ia “Dal diario” (1943-1944)
Forse la luna. Forse voci fuori
di ragazzi che a file vanno in chiesa.
Ma la sera è più triste, e io non odo
null'altro ch'essa nella stanza vuota.
Essa, e la fine dei miei anni, e il tempo
di primavera che scende tutto in fiore,
e mi lascia con volto di ragazzo
tra questi campi e queste sere nuove.
Appendice Ia “Dal diario” (1943-1944)
Io sono vivo, nella stanza, solo.
Solo, siede il mio corpo, nel silenzio
sopra la vecchia sedia. Posa e ascolta
sereni risuonare nella notte
gli ultimi passi della gente (e alti
cantare due ragazzi la lor vita…)
Poi la pace usuale. Ma rivedo
se appena m'alzo e spingo un po' la porta
dell'orticello, già perfetta in cielo
la luna, nuda tra le nubi. Solo,
con tutto il mondo, e oltre ad un sottile
soffio, la morte, io non so a che sogno
a che speranza mi sorreggo ancora
con questo capo e questo caldo corpo.
Appendice Ia “Dal diario” (1943-1944)
Eravamo fanciulli
sotto questa tettoia
con questo stesso sole,
e il cuore punto da un'eguale noia.
Noia d'esser vivi
con tanta dolce luna
e colori splendenti.
Noia d'esser fanciulli
con tanto tempo innanzi
più beato e sicuro, vera vita.
Ora torna infinita,
senza futuro, stanca.
O mio corpo invecchiato
in questa giovinezza
serena come il giorno,
scaldati a questo sole
che non ti sembri un sogno
quando in un altro tempo sarai vivo.
Poesia con letteratura
Ogni mia giornata è l'ultima,
nello stupore del caldo mattino,
delle fresche voci: e cosa importa
essere chiari, dentro, per soffrirla
nella intera estensione del suo tempo,
se l'ora della vita è sempre l'ultima?
L'averla troppo sofferta, e quindi
consumata: ecco perché vivo nel miracolo
di vederla ancora intatta. Nessuno
sa più di me goderla con tanto infantile
e ideale abbandono, ma nessuno
sente più di me quella vergine gioia
come un sacrilegio…
KATOLİK KİLİSENİN BÜBÜLÜ
(1943-1949)
ŞAFAK
ey yeni güne uyanan göğüs
ey gözyaşlarıyla ıslanmış ılık yatak
bir başka ışık beni ağlamam için uyandırıyor
gölgeler gibi uçup gidiyor günler
GÜNLÜKLER 1943-1953
GÜNLÜK'TEN 1945-1947
buluktlar derinlerden yansıyorlar
sıcak mavi su birikintilerine
ve dalla güneşte kayboluyorlar
bu güldüğüm zamandır
şükrettiğim zamandır bu
mutlu olduğum kırlarda dolaştığım zamandır
göklere baktığım zamandır bu
(bağırdım mı? yankı bitmiyor mu? çığlığım artık bulutlardan dauzak değil. Saf, tutsak neşemi boğamıyor muydum ben?)
GÜNLÜK'TEN 1943-1944
Belki ay. Belki dışarda sıra sıra giden çocukların sesleri
ama akşam daha hüzünlü, ama ben duymuyorum boş odada hiçbir şeyi
ve hayatımın sonu ve bahar zamanı herşey çiçeklenir
ve çocuğun yüzüyle
kalakalırım, bu kırlar ve yeni akşamlar arasında
GÜNLÜK'TEN 1943-1944
Canlıyım odada yalnızım
yalnız bedenim sessizlik içinde oturuyor
eski bir sandalyede. Poz verirken dinliyorum
gecenin çıkardığı sakin sesleri
son adımlarını insanların ( ve kendi hayatlarının şarkılarını söyleyen diğer ,ki çocuğun...)
sonra o bildik huzur
Ama eğer görürsem ki gökte mükemmeldir ay, bulutlar arasında çıplak
iterim uyanır uyanmaz bahçenin kapısını biraz. Yalnız ve
bütün dünya ile, ince bir soluğun ötesinde ölüm
bilmiyorum neyi düşlediğimi
neyin, hangi umudun ayakta tuttuğunu hala bu kafayı ve bu sıcak gövdeyi
GÜNLÜK'TEN 1943-1944
Çocuktuk
Bu gölgeliğin altında
Aynı güneşle
Var olmanın verdiği sıkıntıyla birlikte
Yaşamanın sıkıntısıyla
tatlı bir ay ve parlayan renklerle birlikte
çocuk olmanın sıkıntısı, önümüzde daha çok
güvenli, mutlu zamanlarla
gerçek bir yaşamla birlikteydik.
Şimdi sonu olmayan yorgun sonsuzluk dönüyor
Ey yaşlanmış bedenim bu gün gibi gençlikte
Isıt bu güneşi
Düş gibi görünmüyorsun
Bir başka zaman yine yaşayacaksın
EDEBİYAT İLE ŞİİR
Her günüm benim son günüm
Sıcak sabahın taze sesleri
Sıcak sabahın şaşkınlığı içinde
Ne önemi var içimde saf olmanın
Eğer yaşadığım hep son anım ise
Ve hayatın bol bol çekiyorsam acısını: işte bu yüzden
Yaşıyorum hala hayatı dokunulmamış gibi görmenin mucizesinde
Hiç kimse bilemez yaşamdan benim gibi
Çocukça zevk almayı ve boşvermeyi
Ve hiç kimse benden daha çok zevk duymaz
O yaşam denen bakireden bir günah gibi…